Anasayfa | İletişim | Site Haritası | Arama
  
   
 

Bakamadığımız Yüzler



Uzm.Dr. M. Murat OKTAY
mmurat_ok@yahoo.com

 İhtisasa başladığım ilk günlerdi, bitmek bilmeyen gece nöbetlerinde sabaha karşı gelen kahvaltıyı gece personeliyle birlikte yapardım. Birlikte içtiğimiz bir demli çay hem yorgunluğumuzu alır ve hem de hep birlikte yaptığımız işin dışında kısa da olsa bir zaman dilimini paylaşmamızı da sağlardı. Hani derler ya ‘tuz ekmek olmak’ öyle işte.

Bu çay içimlerinde tanıdım O’nu. Yüzündeki hüzün hiç gitmedi o günden bugüne. Hep bir yanı eksikti bu hayatta sanki faili meçhul.

Geceleri, sabaha karşı mesaj yazıyordu cep telefonundan. Hep dikkatimi çekerdi de bir gün takılı verdim:

—‘Ne o bir de çapkınlık mı? Yuh sana…’

—‘Yok, Murat hocam, buradan çıkınca iş varsa hale hamallığa gidiyorum da sabah beni unutmasınlar diye mesaj yazıyorum.’

Dedi de beynimden vurulmuşa döndüm.

Kendimden utandım.

Sabah temizliğinden sonra koşar adım günlüğü 15 liraya halde hamallık.

 Bayrama yakın günlerden biriydi. Baktım yine o.

 Elinde kocaman bir siyah poşet, içinde çocuk oyuncakları.

—‘Hayırdır oyun parkına salıncakta sallanmaya mı?’ dedim

—‘Yok, abi, bayramda mahalle arasında satış için’ dedi

 Sonra o bayram ertesi bir akşam, elimde tabanca, tüfek oyuncaklarla eve gittiydim de, eşimle tartıştık. Efendim neymiş de iki yaşındaki çocuğa şiddet aşılıyormuşum. Oysa ben bizimkinin bayram ticaretinden ettiği zararı karşılamak için almıştım onları. Tüfeklerden biri kırılınca bütün kar gitmiş boyunu bükük duruyordu öyle mahsun. Alıverdiydim bende.

Eşime diyemedim, ne bunu ne de hayatın kendisinin gerçek bir şiddet olduğunu. ‘Hem de öyle oyuncak tüfekle öğrenilemeyen çıplak ve acımasız bir şiddettir yaşam kimleri için.’ diyemedim.

 Uzun süre böylece akıp gitmişti hayat kimilerimiz için hep.

 

* * *

 

Derin bir saygı besledim ona için için. Kimi zaman içimi burkacak kadar hüzünlerdi beni.

Yüzünde o hep acı gülüş. Konuşması hep aynı tondaki sessizliğiydi yoksulluğun.

Kimi zaman hamallık, kimi zaman oyuncak. Türk filmlerindeki arabesk hüzün değildi onun ki gerçek bir tatsızlıktı hayat.

 

Bir gün ağlayarak geldi nöbete. Arkadaşları dalga geçiyordu gülüp eğleniyorlardı onunla.

Hayırdır dedim de, sektörel değişiklik yapmış bizimkisi artık sigara satıyormuş, kamyonculardan alıp karton karton. O gün yine bir karton sigara almış. Yolda gelirken biri çıkmış önüne ‘dur polis’ demiş de elinden almış garibimin. Gitti diyor sermayem, çocuğumun ekmek parası gitti. Dolandırmışlar garibi.

Sıkma diyorum canını ya gerçekten polis olsaydı? Belli mi olur du belki de bir karton sigara için kaçakçılıktan yatardın ?

 

Olur mu? Diyorlar diğerleri ona moral vermek istediğimi bildikleri halde. Olur mu olur diyorum, burası Türkiye.

 

***

 

Hasılı kelam göğüs göğse bir ekmek kavgasında, en azından ayakta kalmaya çalışan bizim çocuklar, karın tokluğuna bile razıyken bu dünyada, yine hayat çok gördü onlara bunu.

Yarı aç yarı tok geçen günler otobüs parasına kıyamayıp yırtık ayakkabıyla yürünen yollar çocuklara üst baş kim bilir belki defter kitap… Hayır, bütün bunlar çok size…

 

***

Ve nihayet bu Ramazan ayında, şirket personeli diye anılan bizim taşeron şirket çalışanı arkadaşlarımızın aylıkları ödenmedi. Neden mi?

Hastane idaresi yükümlülüğünü yerine getirip maaşları yatırdığı halde, şirket yetkilileri parayı alıp gitmişler iyi mi?

Bizimki yine dolandırıldı işte kaderi bu. Şimdi hepimiz çokbilmiş laflar edebiliriz.

İhale,

Şartname,

Teminat mektubu,

Banka v.s

Polis,

Adliye,

Ve adalet mülkün temeli.

Mülkü olmayana adelet neylesin?

 

***

 

Ne diyeyim?

İnsanları asgari ücretle çalıştırıp, yılda bir kez girdi çıktı yapan, sosyal güvencesi olup iş güvencesi olmayan bu taşeron düzeni ve bu düzenin icatçıları  ve bilumum katkı sağlayanları taş olsun. İyi mi?

 

Bu makale 3518 kez görüntülenmiştir.

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

05.08.2013 23:19:06 ilyas ertok
Abi yazını yine bir solukta okudum ve gözümün önüne bizim hastanede ki personeller geldi..Hepsinin derdi aynı hepsi taşeron kurbanı hepsi ekmek derdinde..Umutla beklenen güzel yarınlarda elbet bunlar son bulacak....
14.09.2013 03:00:48 cevdet akay
abi çok güzel düşünmüşsün ama senin bu iyiniyetini suistimal etmiş bahsettiğin şahıs bu şahsı çok iyi tanıyorum daha önce kaç kişiyi aynı yalanlarla kandırdı emin ol maddi durumu çok iyi sen sadece insani duygularla yaklaşmışşsın daha önce kaş defa aynı şeyi yaptı önce iyi araştır derim para için yapmıycağı şey yoktur ama sen insanlığını yapmışşsın kendi düşünsün

Yazarın Diğer Köşe Yazıları

ETKİNLİKLER
  • Nemrut Kommagene Tıp Günleri  Acil Tıp Sempozyumu CPR
  • First International POCUS Course in  SAUDI Arabia
  • Aile Hekimliği Günleri 2019
  • 2nd Southeast  European Congress of Emergency and Disaster Medicine
  • The Global Syrian Refugee Crisis
  • 5. Uluslararası Acil Tıp ve Aile Hekimliği Sempozyumu
YAZARLAR                      [Tüm Yazılar...]
AYIN MAKALESİ        [Tüm Makaleler...]
Ayhan Aköz, Kenan Ahmet Türkdoğan, Nesibe Kahraman Çetin, Selen Kum, Ali Duman, Mevlüt Türe, Ahmet Ender Demirkıran
Predicting critical duration and reversibility of damage in acute mesenteric ischemia: An experimental study




İLETİŞİM

Acil Tıp Uzmanları Derneği
Yukarı Ayrancı Güleryüz Sk. No:26/19
06550 / Çankaya / ANKARA / TURKEY
info@atuder.org.tr

Tel: +90 312 4261214
Faks: +90 312 4261244

DERNEĞİMİZ

Derneğin Kurucuları
Derneğin Amaçları
Yönetim Kurulu
Denetim Kurulu
Dernek Tüzüğü
Acil Tıp Asistan Meclisi

KURSLAR

USG Kursu
İKYD Kursu
EKG

YAYINLARIMIZ

Eurasian Journal of Emergency Medicine (EAJEM)
Journal of Emergency Medicine Case Reports

ÜYELİK

Üyelik Koşulları
Üyelik Formu

 
 
 
 LookUs & Online Makale