Anasayfa | İletişim | Site Haritası | Arama
  
   
 

Kaht-ı Rical



Prof. Dr. Başar CANDER
basarcander@yahoo.com

Başlığın manası çok yabancı değil aslında. Eskiden yaygın kullanılan bir terim. Ancak, maalesef geçmişle bağlantıları koparmayı marifet sayan bir dönem geçirdiğimiz için pek çok kişi bunu anlamak için sözlüklere ihtiyaç duymakta. Geçmişe takılıp kalmak marifet değil, geçmişi bilerek ileriye gitmek daha önemli herhalde. Osmanlı Devleti’nde bilhassa Tanzimat’tan sonra sık kullanılan bir kelime kahtı rical: Adam yokluğu (Ya da yönetim kabiliyeti olan adam gibi adam yokluğu).

Ülkemiz son 10  yıllık dönemde büyük değişiklikler yaşadı. Bunların çoğunun sosyoekonomik açıdan, özgürlükler açısından, siyasi açıdan iyi yönde olduğunu düşünebiliriz. Bundan 10-15 yıl öncesinde farklı bir yapı vardı. Geleceğe umutla bakanların sayısı çok azdı. Örneğin; paramız sürekli değer kaybediyordu, enflasyon 3 haneli rakamlardaydı. Asistan olduğum yıllardan bahsediyorum. Çocuk hastalıkları bölümünde ihtisas yapan bir arkadaşla karşılaşmıştım ayın on beşinde. Nereye gittiğini sorduğumda, maaşını dövize çevireceğini söylemişti. Ay sonuna kadar önemli bir getirisi oluyormuş. Çünkü paramız her gün değer kaybediyordu. Her şeye tıp gözlüğüyle baktığım için çok anlam verememiştim ama, ben de o günlerde Türkiye’nin durumunu kardiyojenik şoka benzetirdim. Malum “şok”lar arasında kardiyojenik şokun farklı bir özelliği vardır. Bu şok türünde, dışarıdan sıvı desteğine çok fazla ihtiyaç yoktur. Vücutta gerekli ve yeterli sıvı vardır, ancak olması gereken yerde değildir. Çünkü motor fonksiyon işlev görmez, sıvı merkezde birikir, perifere gitmez. O dönemde yeterli kaynaklarımız vardı, ama olması gereken yere gitmiyordu. Belli yerlerde birikiyor, eşit dağılmıyordu. Tıpkı kardiyojenik şok gibi.

O günleri atlattığımızı düşünüyorum. Birçok iyileşme oldu bu konularda. Ancak bu gelişmelerin tatmin edici boyutta olup olmadığını anlamak gerekiyor. Çünkü bir işi iyi yapmak her zaman yeterli değildir.Daha iyisini yapma  imkânı varken  iyi olanla yetinmek bir hatadır. Dolayısıyla durumumuzdaki iyileşmeleri bu gözle de değerlendirmek lazım. Acaba daha iyisi yapılamaz mı? Eğer bunu sorgulamazsak, mevcut yönetimlerin başarılı olup olmadığını anlayamayız. Sanırım bu sorgulamayı çoğu kimse yapmıyor. Çünkü herkes iyi olarak gördüğü şeyle yetiniyor. Daha iyisi yapılabilecekken,  iyi olanla yetinmenin bir nevi başarısızlık olduğunu düşünmüyor. Sonuç ortada…

Bu konuda özellikle idari yapılanmalar dikkat çekiyor.Günlük hayatımızda idari problemler hep ön plana çıkıyor.Bunlar acaba idari makamlarda olan kişilerde ehliyet ve liyakat açısından bazı sorgulamalar gerektirmiyor mu?Bu işi en iyi yapacaklar mı tercih ediliyor? Bu konuda kurumsallaşamadığımız kesin. Bunu gerek Bakanlıkta gerek üniversitelerimizde sık sık müşahade ediyoruz. Olanla yetiniliyor, bazı kişilerden asla vazgeçilemiyor. Daha iyisi sorgulanamıyor. İdari yapı iyi oluşturulamadığında ise  sorunlar bitmiyor. Birinci halkayı oluşturuyorsunuz, fakat ikinci halkadaki problemleri görmüyor veya denetlemiyorsunuz. İdari problemler de başka bir şok türüyle karşımıza çıkıyor: Nörojenik şok. Merkez sağlam ve sıvı da var, ancak periferde kaçak çok fazla. Bu şok türü zamanla daha büyük problemleri beraberinde getirir.

Osmanlı  son zamanlarında “kahtı rical” den çok çekti. Acaba bizde bu durum devam mı ediyor? İdari yeteneği güçlü, ehliyet ve liyakat sahibi yeterince adam var mı? Varsa bu idari yanlışlıklar ve sorunlar neden ön plana çıkıyor

Sorun birinci halkada mı, yoksa ikinci halkada mı?

Bu yazı Medimagazin Gazetesi'nde 02.04.2012 tarihinde yayımlanmıştır.

 

Bu makale 3619 kez görüntülenmiştir.

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

07.05.2012 01:48:34 RECEP DURSUN
hocam o kadar güzel temsili misal vermişsiniz ki,bugünün tabiri ile cuk diye oturmuş.çok güzel özetlenen vahim durumumuz

Yazarın Diğer Köşe Yazıları

Köşe YazısıTarih
Acil Tıp ve Yan Dalları 09.05.2016
Mustafa Koç'un ardından 23.02.2016
“Yalancı Profesör” 26.01.2016
Değişmez mi? 04.01.2016
Yeniden İlk Aşk 17.11.2015
Seçim Sonuçlarında Roller 16.06.2015
Zübük 06.04.2015
Acil TV 09.03.2015
Sosyal Facia 09.02.2015
Ne Zaman İstifa? 12.01.2015
Güven Bana 15.12.2014
Nerede Yanlış Yapıyoruz? 01.12.2014
Bakış Açısı 22.09.2014
Taşlar Oturmuyor 01.07.2014
Yılan Hikayesi 02.06.2014
Liderlik... 26.03.2014
Binalar Tamam da… 24.02.2014
Koltuk Belası 29.01.2014
Olacağı Belliydi 31.12.2013
Ahlaklı Nesil 03.12.2013
Kim Olmak İster? 04.11.2013
Nöbet Bilmecesi 21.06.2013
Acil Tıp ve SGK 11.04.2013
Şeffaflık ve Kayıtlar 26.03.2013
Şeytan Taşlamak 25.03.2013
Acil Servis Yükü ve Kritik hastalar 01.03.2013
İade-i İtibar 04.02.2013
On Yıl Geçmiş 09.01.2013
Yeter! Bizi Rahat Bırakın! 04.12.2012
Esaretin Bedeli 05.11.2012
Asistan Arkadaşımızın Vefatı 08.10.2012
Avrupalı Acilciler Türkiye'de 03.09.2012
Şiddet ve Sezaryen 04.06.2012
Üniversitede Seçim mi, Skandal mı? 07.05.2012
Paramparça 06.03.2012
Başhekim mi, Holding Yöneticisi mi? 09.01.2012
Platini Haklı mıydı? 05.12.2011
Bu Ne Şiddet! 15.11.2011
Nerdeyiz? 26.04.2011
ETKİNLİKLER
  • 14. Ulusal Acil Tıp Kongresi 5th Intercontinental Emergency Medicine Congress 5th International Critical Care  and Emergency Medicine Congress
  • Abdominal Ultrasonografi Modülü Kursu
  • Üst Ekstremite Muskuloskletal USG ve Rejyonel Sinir Blokları Kursu
  • Acilin Şarkısı 2018 yarışması
  • 1. Kayseri Acil Günleri
  • 22. Acil Tıp Bahar Sempozyumu AYDIN
  • Acil Yoğun Bakım Kursu İstanbul
  • 2. International Emergency Medicine & Family Medicine Sympozium
YAZARLAR                      [Tüm Yazılar...]




İLETİŞİM

Acil Tıp Uzmanları Derneği
Yukarı Ayrancı Güleryüz Sk. No:26/19
06550 / Çankaya / ANKARA / TURKEY

Tel: +90 312 4261214
Faks: +90 312 4261244

DERNEĞİMİZ

Derneğin Kurucuları
Derneğin Amaçları
Yönetim Kurulu
Denetim Kurulu
Dernek Tüzüğü
Acil Tıp Asistan Meclisi

KURSLAR

USG Kursu
İKYD Kursu
EKG

YAYINLARIMIZ

Eurasian Journal of Emergency Medicine (EAJEM)
Journal of Emergency Medicine Case Reports

ÜYELİK

Üyelik Koşulları
Üyelik Formu

 
 
 
 LookUs & Online Makale